Bilirsin ya, benim kalemim hep yaşanamamışlıkları yazardı, onu öğrenmişti hayattan en çok. Senin sevemediğin melan hallerimi mecbur kılan hayatın öğrettiği tek güzel şeydi...
Özlem düşüyor yüreğime ama acıtmadan, dayamadan yüzüme zorluğunu... Dünya ağıtlar yakıyor , dünya eğlenceler kuruyor, bir dolup bir boşalıyor...Bense bıraktığın yerde, bıraktığın gibi,...
Şimdiye kadar ne kadar ayrılık, ne kadar ölüm, ne kadar terk ediliş varsa hepsini yüreğimde hissedip tek tek saçtım dünyanın bir köşesine. Karanlığı...
Derdin ki , insan beklemeyi öğrendiğinde yaklaşıyor gerçeğe, oysa ben gerçeklerin silindiğine inanıyordum o zamanlar. Tükenmiş bir ömrün kıyısına oturup yüzümü avuçlarıma...
....................... Sıraya diziyoruz sessizliğimizi sanki, sen hazırlıksız yakalanan oluyorsun aşka, bense korkusundan yaklaşamayan kıyısına. Beceremediğini sanıyorsun benim anlatamadıklarımı anlatırken bana, sanıyorsunki...
Yine sesimi bastırıyorum büyük bir güçlükle, sevgim ağzımdan ha döküldü ha dökülecek... Yazacak duygularımmı yok bu günlerde dersin, bu yüzden mi eksik kalıyorum...
Neden yoksun… Neden bu uzaklık… Yokluğun mu büyüyor ben mi büyütüyorum yokluğu… Zamansız ölümleri yaşayan ruhum irkiliyor yüzüme öfkeli bir tokat gibi ...
kaç gündür birikmiş kelimeler içimde patlamayı bekliyor. ne yazsam çiziyorum üzerini defalarca... ne yazsam korkuyorum kendimi ele vermekten... yakalanınca neyle karşılaşacağını bilmeyen bir suçluyum...
karanlıkta o patika yolda tek başıma yürüyorum cırcır böceklerinin sesi kulaklarımda... öyle ürkütücü ki herşey, sensizliği kınarcasına.. aklımda ki düşüncelerin ve bu...
( BASAMAKLAR'a ve MAKBERR 'e) ( ve artık IHLAMUR 'a da ) :( Bazen bulup yitirmek düşer payımıza güzel...
Aramak ve bulamamak seni, ayın eksik aydınlattığı yollarda tozuna karışmak hayatın,hiç bilinçsiz... Sensizliği sorsan bana, olmayan gündüzlerle, biriktirdiğim gece korkularımı gösterirdim sana... Ruhuma...
hatırlarmısın? renkli kağıtlardan fener yaptığımız bayramlarda, nedenini bilmeyerekte olsa seçtiğimiz renklerden sebep asılmazdı yaptıklarımız. anlamazdık, alınırdık ne çok... sanki bayram her çocuk için değildi...
senden uzak kalınca ne kadar yabancılaşıyormuşum meğer dünyaya, kendime. sensizliği avutmaya calıssamda yazdıklarımla, kaleminden iki damla mürekkep akmıyor kağıtlarıma. boş banklar acıtıyor içimi...
(Dutew tatile çıkıyor... bir müdedet burda olamayacak. Sevgiyle kalın dostlar. Yokluğumda blogumla ilgilenmesi için ricada bulunduğum arkadaşım sevgili jibote sağolasın dost...Görüşmek dileğiyle, şimdilik hoşça...
yazın sıcağına karıştı alevlerotuz yedi candılaryandılar, yanıldılartürküleri dillerinde kalarakveda ettiler dünyaya isteksiz. doksan üç senesiydi,hatırlarmısın, sazlar sızlatırken yürekleri,bir şair yeni bir şiirine başlarken,bir gazeteci...
makberr sormuşsun "ya sonra ?" diye.. ..... ve sonra.... bir güneş doğdu içime bir anda. rüyadamıydım hala, yoksa gerçekmiydi herşey, ülkemin yeşil sarı topraklı...
SUSTURUN HERŞEYİ, BU GECE TEK BİR ŞEY DÜŞÜNEREK UYUMAK İSTİYORUM...
gel.... ben susmuşken, en umutsuz halimde, sadece yüzünü avucuna al ve gel. gözlerindeki kısık tebessümünü al yanına ve yaralarımı sarmayı geçirmeden aklından tutuşturup yüreğine...
Küçük bir oyuncak kamyonumuz vardı seninle… Hatırlar mısın ne çok kavgasını yapardık. Sonra sen dayanamaz bana verirdin. Oysa ben sen oynarken severdim onu....
yıllar öncesinde kurduğum hayallerime ihanet edip senin düşlerini yerleştiriyorum o masumhane ulaşılmaz iç dünyama. kendimi dünyadan çekiyorum seni beni aldığın gibi, ayaklarım...